![]()
Strabon Amasyalıdır. Yüksek devlet hizmetlerinde bulunmuş bir ailenin çocuğu olarak İ.Ö.64 veya 63 yılında Pontos’da Amesia kentinde doğmuştur. Öğrenimine büyük özen gösterilmiştir Strabon’un; Karia’da Tralies(bugünkü Aydın) yakınındaki Nysa(Sultanhisar) kentinde Artemidoros’un yanında başlayan eğitimi Roma’da Publis Severius Isauricus’un gözetiminde sürmüş, Ksenarkhos ve Tyrannion’dan dersler almıştır. Özellikle seçkin bir coğrafyacı olan Tyrannion’un etkisinde kaldığı söylenebilir. Felsefi açıdan stoiklere, siyasi açıdan Roma’nın tercihlerine bağlıydı Strabon. Ancak siyasete karşı, hayatının son otuz yılında Roma’nın merkezinden uzakta, Amasya’da yaşamışlığından kaynaklanan bir ilgisizlik hemen fark edilecektir.
![]() 1641x1377 (506 kb) YÜKLE Strabon'un kitabını okumaya başlamadan önce, büyük boy haritayı yükleyerek, yazıcıdan A3 boyutunda çıktısını yanınıza almanızı öneriyoruz. |
![]() |
“Geographika”nın yazılış tarihi üzerindeki tartışmalar, yazarın yaşıyla ilgilidir. Kimilerine göre böylesine büyük bir eseri yazmak için dinç bir beden ve parlak bir zihin gerektiğinden, kitap İ.Ö 7’de, Strabon 57 yaşındayken tamamlanmış olmalıdır. Oysa, içindeki bazı bilgilerden anlaşılacağı gibi, “Geographika”, İ.S. 18-19 yılları arasında, Strabon 80’lerini sürerken yayınlanmıştır.
Her eskiçağlar yazarı gibi iddialıdır Strabon; doğuda Armenia’ya, batıda Sardinia karşısındaki Tyrrhenia kıyılarına, kuzeyde Karadeniz ve güneyde Etiyopya’ya kadar - kendisi gibi- gezmiş dolaşmış bir başka coğrafyacının olamayacağını söyler kitabında. Ancak işin aslına bakarsak, bir çok yeri gezmiş ve görmüş olmasına rağmen, kitapta anlattıklarının tamamı kendi izlenimlerine dayanmamakta, metinler arasından ve başka kişilerin verdiği bilgilerden de fazlasıyla yararlanmaktadır. Elbette bu alıntılar Strabon’un “Coğrafya”sının önemini azaltmaz. Çünkü, -Adnan Pekmen’in ifadesiyle- “bu yapıt tümü ile bir coğrafya kitabı olmayıp, aynı zamanda miladın başlarındaki Eskiçağ dünyası hakkında bilgi veren bir ansiklopedi, bir tarihi coğrafya ve bazılarının dediği gibi coğrafyanın felsefesidir”..!
STRABON'A GÖRE BABAKALE VE ÇEVRESİ
Anadolu'nun antik çağdaki coğrafya ve tarihini yine Anadolulu,
Amasyalı bir coğrafyacı ve tarihçi olan Strabon'un olgunluk
döneminde İmparator Agustus zamanında Roma'da yazdığı 17 kitaplık
Geographumena yada Geographika adlı çalışmada
bulabilirsiniz. Bu çalışmanın XII, XIII ve XIV.
kitapları yurdumuzun tarihi ve coğrafyasıyla ilgilidir. Prof Dr
Adnan Pekman tarafından dilimize çevrilen bu kitaplardaki Strabon'un
Babakale ve yakın çevresiyle ilgili yazdklarını aktarıyoruz sizlere..
|
|
|
Strabon (Lekton)Babakale
ve çevresini anlatıyor...
Babakale ve çevresini gösteren büyük boy harita için tıklayınız>>
Sayfa 92-93: İda Dağı'nın bir kırkayağı andıran çok tepeli yamaçları vardır. Bu dağ Zeleia dolaylarındaki burunla Lekton olarak adlandırılan diğer bir burun tarafından sınırlanır. Birincisi iç kısımda Kyzikene'nin biraz yukarısındadır. Halbuki kıyıda, Tenedos'la Lesbos arasında yer alan Lekton Aigai Denizi'ne doğru uzanır.Ozan(Homeros) Hypnos'la(uyku tanrısı) Hera için "Geldiler bol pınarlı, vahşi hayvanlar anası İda'ya, Lekton'a ilk olarak ikisi de orada terketti denizi" derken Lekton'u şimdiki durumuna uygun olarak tanımlar, çünkü doğru olarak Lekton'u İda Dağı'nın bir parçası olarak gösterir ve Lekton İda Dağı'na çıkacakların denizden ilk ayak basacakları yerdir.
Sayfa 130-131-132-133: "Ey Tenedos'ta bütün gücüyle egemen olan Smintheia'lı" dizesiyle tanıklık ettiği gibi bir de Apollon Smintheus Tapınağı vardır. Çevresinde özellikle Lekton'a yolculukta karşılaşılan ve Kalydnai denen iki adayla birkaç küçük adacık uzanır. Bazıları Kalydna adını bizzat Tenedos'a verir. Diğerleri de onu Leukophrys olarak adlandırır. Tennes mitosunun sahneleri burada cereyan etmiştir ve olaydan sonra ada Tenedos ismini almıştır. Aynı zamanda Trakya kökenli olan Kolonai kralı ve Tennes'in babası Kyknos'un mitosu da burada meydana gelmiştir.
Önceleri Tenedos'lulara ait kıta kısmında bulunduğu için Larisa ve Kolonai, her ikisi de Akhaion'a yakın olarak bilinirdi. Sonra denize yüksekten bakan bir kayalık tepe üzerinde kurulmuş olan şimdiki Khrysa'ya ve sonra Lekton'un aşağısında ona yakın olan Hamaksitos'a gelinir.
Bu Khrysa'da, Apollon Smintheus Tapınağı ve isminin etimolojisinin içerdiği sembol de bulunur, bundan tanrının heykelinin ayakları altındaki fareyi kastediyorum. Bunlar Paros'lu Skopas'ın yapıtlarıdır ve keza fare hakkında mitos ve öykü de bu yerle ilgilidir.
Günümüzde Khrysa'lılar tapınağa Smintheion demektedirler. Buradan sonra Lekton'dan itibaren içe doğru çok büyük olmayan Halesion Ovası ve Hamaksitos yakınındaki Tragasion Tuzlası gelir. Burada tuz doğal olarak mevsim rüzgarları nedeniyle donar. Lekton'da Agamemnon tarafından kurulduğu söylenen bir sunak vardır. Bütün bu yerler yaklaşık olarak 200 stadion yada biraz daha fazla uzaklıkta olan İlion'dan görülebilir.
![]() Sağ alt köşede Apollon Simintheus Tapınağı ve ileride Halesion Ovası |
![]() Apollon Simintheus Tapınağı |
![]() Apollon Simintheus Tapınağı |
Sayfa 145-146-147:Adramyttion topraklarında Khrysa ve Killa vardır. Bugün dahi Thebe dolaylarında bir yerde, içinde Killa Apollon'unun bir tapınağı bulunan, Killa adında bir yer ve İda Dağı'ndan çıkarak kentin içinden akan Killaios adında bir ırmak vardır. Kolonai'li Daes, Apollon Tapınağı'nın ilk olarak Hellas'tan deniz yoluyla gelen Aiol'ler tarafından yapıldığını söylerler; keza bir Apollon Tapınağı'nın Khrysa'da da yapıldığı söylenir. Bunun Apollon Smintheus Tapınağı mı?, yoksa ayrı bir tapınak mı olduğu açıkça anlaşılmamaktadır.
Khrysa deniz kıyısında , limanı olan küçük bir kasabadır; yakınında ve yukarısında Thebe bulunur. Burada da Apollon Smintheus Tapınağı vardır; ve Khryseis buralıdır.Fakat bu yer şimdi tamamen terkedilmiş ve tapınak, Kilikia'lılar kısmen Pamphylia'ya ve kısmen de Hamaksitos'a sürüldükleri sırada, Hamaksitos'un yakınında bulunan şimdiki Khrysa'ya taşınmıştır. Eski tarihi daha az bilenler, bu Khrysa'da Khryses ve Khryseis'in yaşadığını ve Homeros'un bu yerden söz ettiğini söylerler; halbuki burada liman yoktur ve Homeros "Ve derin limanın içine geldiklerinde " diye söyler; ve ikinci olarak Homeros" Khryseis gemiden indi ve kurnaz Odysseus onu sunağa doğru götürdü ve sevgili babasının kollarına teslim etti. " diyerek tapınağı kıyıda gösterir ise de, o kıyıda değildi.Homeros, her ne kadar onu yakınlaştırırsa de, Thebe'ye de yakın değildir.Homeros, Khryseis'in kesin olarak burada tutsak alındığını söyler.Gene, ne Aleksandreia'lıların topraklarında Killa diye adlandırılan bir yer, ne de Killa Apollon Tapınağı görülür, lakin ozan ikisini birleştirir. " Khrysa ve kutsal Killa'yı koruyan sen " diye söz eder. Fakat buranın Thebe Ovasına yakın olduğu görülüyor.
Kilikia'lılar Khrysa'sından donanma merkezine aşağı yukarı yedi yüz stadion, yaklaşık bir günlük yoldur.; bu açıkça Odysseus'un yelken açtığı uzaklık kadardır.; çünkü o karaya çıkar çıkmaz tanrıya kurban sundu ve akşam bastırınca olduğu yerde kaldı ve ertesi sabah denize açıldı. Apollon Tapınağı'nın yakınında, büyük bir tepe şeklinde Killos'un mezarı vardır. Onun Pelops'un arabacısı olduğu ve bölgede hüküm sürdüğü söylenir.