|
BABABURUN
Anadolu'nun,Asya'nın en batı ucu
Dört burçlu kalesi
Burcunda yanar döner deniz feneri
Sultan Baba türbesi
İkisi olmuş Babakale
Köyde mutluluk sürülmüş
Boş duran dükkanlarla küçülmüş
Akşamları Midilli ışıl ışıl.
Babakale karanlık.
Yöneticiler uyuyor mışıl mışıl
Kale bakım ister,onarım ister.
Köy yol ister,ışık ister.
Doğa güzel,deniz güzel
Kaymak Mustafa Paşa taşları
Liman olmak ister.
Issız
kale burçları
Turist kızları seviş ister
Yurdumun yönetenleri
Bu beldeyi sürgün yeri yapmış.
Köye sürüldüm demeye utanıyorum.
Söylemeden de duramıyorum.
Bucağı Gülpınar beş öğretmen
Dördü sürgün.
Yöneticilerimiz bu kadar ölgün.
Midilli ışıl ışıl
Yöneticilerimiz uyuyor mışıl mışıl.
Babakale Köyü-1976
İLK KAR
18 0cak ilk kar
Hamam gibi denizde buhar
Ege beyaz
Hava ayaz
Her yer bembeyaz.
Burada kar yağmazmış
Masallarda o mışlar,
Burada mış yok
Gerçek var
Hamam gibi ısıtmıyor
Ege'de buhar.
Babakale Köyü-1977
|
DÜŞÜNÜYORUM
Gecenin sessizliği var
Soğuk esen rüzgar
Bozuyor bu sessizliği
Arada camda yağmur taneleri
Karışıyor rüzgar sesine.
Düşünüyorum;
Çan'ın çamurlu sokaklarını
Pantalon paçalarına saçılan çamur
Kuru pul pul olur orada
Düşünüyorum,düşünüyorum burada
Korkmuyorum,sert esen rüzgardan
Ürkmüyorum kömürlü,
Siyah çamurdan.
Babamı düşünüyorum
Hasta, ağlayan babamı
Çilekeş karımı düşünüyorum.
Düşünüyorum;
Çocuklarımı
Babacığım diyen çocuklarımı
Düşünüyorum.
Sobasız okul odası
Masa yerine okul sırası
Elektrik yerine gaz lambası
Araçlarım bir kaç kitapla
Kalemim yanımda.
Hüzün çöküyor akşamları içime
Yıllarca ömrümü verdiğim
Mesleğimden ayırmak istiyorlar beni
Neden ayrılmıyorum,
Ben de bilmiyorum.
Sonunda alacağım farklı para
Bu acılarımı dindirir mi?
İçimdeki bu ateşi söndürür mü?
İnanmıyorum.
Özlenen sonuca varınca
Ulubatlı Hasan gibi düşeceğim
Zafer bayrağının gölgesine
Değer mi?
Değmez mi?
Bilmiyorum
Bu yoldan da dönemiyorum.
Babakale Köyü-1977
|