TARİHTE BABAKALE

         Adını sahip olduğu kaleden alan Asya'nın ucundaki fener Babakale antik çağda da adından Lekton yada Lektos olarak bahsedilen, Homeros'un İlyada adlı eserinde ve ünlü tarihçi Amasyalı Strabon'un coğrafya kitabı "Geographika" adlı eserinde yer alan tarihi bir bölgedir.

         Köy eski bir Osmanlı köyüdür. 1725 yılında bir deniz seferinden dönüş sırasında fırtınaya tutulan Sultan III.Ahmet doğal limana sığınır.Bunu fırsat bilen köylü ahali korsanlardan bıkıp usandıkları için dertlerini sultana anlatır.III.Ahmet veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'ya ilgilenmesi için buyruk verir.

minare.jpg (16172 bytes)

babakale1.jpg (14954 bytes)

             Nevşehirli Damat İbrahim Paşa  damadı Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa'yı bu iş için görevlendirir.Bir ferman çıkarılır.Fermanla, yurdun dört bir yanındaki mahkumların Bababurnun’da çalışmaları halinde serbest olacakları buyrulmuştur. Mahkumlar canla başla çalışıp, kaleyi yaparlar. Çeşme için beş kilometre öteden künk döşeyip su getirilir. Limanın inşaatı başladığı zaman Kaymak Mustafa Paşa, Patrona Halil isyanında öldürülünce inşaat yarım kalır. Liman ise çok sonraki tarihlerde zar zor bitirilmiş. Zamanında kalenin içinde 40 ev, cami de varmış ama şimdi bu yapılardan eser kalmamış.

babakaleturbe.jpg (12562 bytes)

tariht1.jpg (12380 bytes)

 

BABAKALE'NİN TARİHİ ESERLERİ

            Babakale Camisi

            Osmanlı eserlerini kronolojik sıra ile takip eden Babakale Camii kitabesinden anlaşıldığına göre 1729 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.Giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesinin çavrimi aşağıdaki gibidir:

  Bababurnu demekle meşhur bir zeyh hakik
  İdi bu virane gevher cismi Latif Baba
  Döndürüp pek zayihane gülüşüp konuşmak,
  Karar fertin hart ederlerdi müslümanane
  Vakıf olunca Kaptan Paşa
  Etti ferman buzatı ümrame
  Yaptı bu mabeti ki ol
  Halkı tebrik ederek itaane
  Dedi tarihi için mahı gayp
  Bu iki muamma ümmü güşhane
  Mevzuu hisse bu kadime
  Oldu tarih bu ibadethane
                        1140-1141

             Batı yan cephesindeki ikinci giriş kapısı üzerindeki kitabenin çevrimi ise şöyledir:

Himmet edince Kaptan Mustafa Paşa
İş bu ibadet mabedi kıldı
Miftah ehli islam için
Dikti bu camii bina
Kim olur hanlı temaşa
Hayrül ihşa
............(okunamıyor)
............(okunamıyor)

Babakale Camisinin Dış Mimari Özellikleri

        Kare plan üzerine düz bir çatı ile örtülü olan Babakale Camii doğu-batı taraflarından yuvarlak kemerle dışarıya açılan dikdörtgen bir avlu içinde bulunur.Avlu duvarlarının üzeri çatı şeklinde örülmüş,kirpi süslemeler yapılmıştır.Camii muntazam kesme taşlardan yapılmış üzeri sıvalı ve badanalıdır.Altı ahşap direğin taşıdığı üzeri düz çatılı üç bölümlü son cemaat yerine sahiptir.

        Esas giriş hafif dışarı taşkın,kitabenin bulunduğu boşluğu çevreleyen yuvarlak kemer mermer sövelere bağlı ahşap kapı ile sağlanmış,kapının iki yanında pencereler açılmıştır.Batı cephesindeki yan kapısına minarenin kaidesine bitişik yedi basamakla çıkılmaktadır.Kare yastıklara oturmuş mermer sütunlar şeklinde,kapı sövelerine düz silme üzerinde kitabeyi çevreleyen yuvarlak kemer görünür.Bu yan ahşap kapı ele de asıl mekana girilebilir.

Babakale Camisinin İç Mimari Özellikleri

        Kare planlı üzeri düz çatılı caminin bu geniş örtüsünü sekiz adet masif ahşap direk sağlamaktadır. Kuzey duvarına gene ahşap direklerin taşıdığı kadınkar mahfeli yapılmıştır.

        Cami doğu-batı duvarlarında üstte biri dikdörtgen, üçü yuvarlak, nişlere açılmışaltta biri kapı olan dikdörtgen derin nişlere açılmış üç pencere, güney duvarında üstte yuvarlak nişlerde iki , altta mihrabın iki yanında dikdörtgen nişlerle iki kuzey duvarında da kapı yanında gene dikdörtgen birer pencere ile aydınlatılmıştır.

        Mihrap: Sivri kemerli büyük bir niş içinde bulunan, ilk yapıldığı senelerde üzerinde geç devre ait firuze çinilerle süslenmiş fakat bunlar bugün sökülüp kireçlenmiştir.

        Minber: Kaptan Mustafa Paşa zamanında yapılmış, üzerinde kitabesi bulunur.Geometrik süslemelerle 17.yy ahşap işlemeciliğinin güzel bir örneğini sergilemektedir.

        Minare: Son cemaat yarinin batısında olup eski halinde 27m olan minare bugün 17m ye indirilmiştir.Muntazam kesme taşlardan kare set üzerine oturan , gene muntazam kesme taşlardan yapılan kaidesi altıgen olup herbir yüzünde sagır yuvarlak nişler açılmış , pabuç kısmın ile kaidesini ayıran bir kuşak görülür. Pabuç kısmı ve gövdesi tuğladan yapılmış, tek şerefeli minaredir.

        Şadırvan: Mermerden 12 cephesi bulunan ve her cephesinde kör sivri nişler içine çeşitli bitki( lale,karanfil,selvi vs) motifleri yapılmış ve  üzeri kurşunla örülmüştür.Dışarıdan şadırvanı çevreleyen altı ayağa dayanan beş yüzlü örtü bulunur.

       Babakale Hama    


Babakale Hamamı

 Babakale camisinin bir külliyesi olup halen metruk durumda, üzerinde tarihini belli edecek bir kayıt yoktur. Ancak yerli kaynaklardan ve köylülerin söylencelerinden edinilen bilgiye göre 1726-1728 yılları içine koyabiliriz.

          Babakale hamamı çifte hamam olup sol tarafındaki kadınlar hamamı, diğeri erkekler hamamıdır.

          Ufak boyuttta olan hamam taş ve tuğla karışımı ile yapılmıştır.Üzeri iki kubbe ile örtülü külhan kısımları dışarıdan da belli olan hamam günümüzde çok harap durumdadır.

        İç görünüşü:Dikdörtgen planlı, üzeri tonozla örtülü soyunma yerinin sol tarafındaki bir kapı ile üzeri beşik tonozlu soğukluk kısmına 55 cm dar bir kapı ile kare planlı halvet kısmına girilir. Halvet bölümünün üzeri tuğladan tekbir kubbe ile örtülmüştür.Kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. Hamamın kubbesinin tepesindeki fanuslardan giren ışıklarla aydınlatılması sağlanmıştır.Duvarlar kireçle boyanmıştır.Halvet kısmında zeminde ortasında göbektaşı(günümüzde kırık) ve yan duvarlarda 6 kurna yeri mevcuttur.

         Babakale Çeşmeleri

        Köy meydanında bulunan çeşme kitabesinde 1726 yılında yapıldığı yazılmaktadır.Sivri bir kemerin altında ayna taşından ve bir yalaktan ibaret olan, taş ve tuğla malzeme ile bir tarafı duvara bağlı biçimde inşaa edilmiş bir köy çeşmesidir.

      Sivri kemer içinde bulunan kitabesinin çevrimi şöyledir.

Kaptan Mustafa Paşa .....?...... gibi satvetindeki
Gemisin bu yerde yerleştirip bağlar düşmana karşı
Bu durumu bilince gayret edip ....?..... imaret eyledi
Bu yeri yüksek görüşe
Merasim yaptı,hamam yaptı gözü ile gördüğü
Burayı ....?....
......?...... dedi ey isteyenler al iç Allahın sebili

 


Köy Çeşmesi
Füsun GÜNAK-1965


Yalı Çeşme
Osman Ekin arşvi-1976

    
Yel değirmeni

      Üstte  fotoğrafını gördüğünüz, yapıldığı dönemde deniz kıyısında bulunan yalı çeşme olarak adlandırabileceğimiz liman çeşmesi, muntazam düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.Kale ve diğer eserlerle aynı dönemde inşaa edildiği tahmin edilmektedir.Ayrıca yel değirmenlerinin de 1800 lerin başlarında yapıldığı aşağıdaki gravürlerden anlaşılmaktadır.

       Babakale Kalesi

         Köy meydanında bulunan,deniz kenarında son Osmanlı eseri olarak köye adını veren Babakale Kalesidir. Kitabesinde 1726 tarihinde yapıldığı yazılıdır.

          Muntazam kesme taşlardan yapılmış olan kale kare şeklinde 4 büyük burca sahiptir. Hafif dışarı taşkın portalin üzerinde mazgal delikleri bulunur.Sagir bir niş içine açılmış yuvarlak kemerli bir kapıdan büyük bir delhize ,ikinci kapıdan kaleye girilir.

          Osmanlı devrinde yaşayan halkın ve askerin ihtiyaçlarını temin etmek için kalenin içine çeşme , cami (minare kaidesi halen mevcuttur) ,cephanelik  ve ufak çapta birkaç ev yapılmıştır.Bu gün bunlar yıkılmış, hiç bir iz kalmamıştır. Kale kapısında bulunan kitabenin açıklaması yandaki gibidir.


Kale 2003 yenilenmiş hali


Kale Kapısı
Osman Ekin arşivi-1976

     Burası sanki unutulmuş gibi sakin bir yerdi
     Çevresinde kötülük saçan korsanlar vardı
     Burada yaşayan müslüman halkı rahatsız edip
     Devamlı saldırıyorlardı
     İmanı bütün vezir Kaptan Paşa
     Bu temiz insanlara büyük iyilik yaptı.
     Düş
manları
     bu dağın eteğinden atmak için çok çalıştı.
     Bu kaleden başka hama çeşme ve cami yaptı
     Etrafını duvarlarla örüp müslümanları yerleştirdi.
     Tarihteki bu önemli kale tamamlanınca
     Vehbi 1155 yılında bu kitabeyi yazdı
     Bu sağlam kale Mustafa Paşa'nın eseri oldu
     Boğaz girişine bakan bu kaleyi  
     Allah düşmanlarından korusun

                                                     1140 Rumi 
   

           Tüm bu eşsiz tarihi eserlerin yanında 1822 tarihli gravürde görebileceğimiz 2 adet yeldeğirmeni halen ayaktadır. Biri özel mülkiyet konut  olarak kullanılmakta,diğeri restore edilmeyi beklemektedir.


1824 de  yapılmış Babakale gravürü
büyütmek için üstüne tıklayınız


1822 de yapılmış Babakale gravürü
büyütmek için üstüne tıklayınız

           Değerli bilgilerinden yararlandığım Sanat Tarihçisi Sayın Füsun GÜNAK Hanımefendi'ye çok teşekkür ederim.

 

 

Copyright  2002-2006
Urungu Erdal Özer