RAKI,Geleneksel
Türk İçkisi
Türkiye ve Türk deyince akla gelen şeylerden biri de
geleneksel Türk içkisi olan
Rakı'dır.
Rakı değişik bölgelerde değişik meyvelerden
üretilmektedir. Fakat en yaygın rakı yapımında kullanılan
meyve kuru üzümdür.Rakı
olarak bilinen Anadolu'da yapılan içki Türk Rakısının
tarihçesi 300 yıl geriye kadar gitmektedir.
Arap
ülkelerinde başlayıp komşu ülkelere yayılan damıtma işi
şarap yapımı sırasında kalıntılarının içinde kalan şeker ve
alkolün içine anasonun da eklenip damıtılmasıyla
tamamlandı. Ünlü Türk gezgini Evliya
Çelebi 1630 da yazdığı kitabının
birinci bölümünde İstanbul'daki raki üreten esnafların
listesini vermektedir.Ve bunlardan ARAK yapımcıları olarak
bahsetmektedir. Arak derken her çeşit
bitki ve meyvelerden yapılan içkileri kastetmektedir. Evliya
Çelebi aynı zamanda Rakı sözcüğünü kullanarak "bir damla
içildiğinde günahkar bir sarhoşluk yaratan" diye söz
etmektedir.O zamanlar İstanbul'da 300 lişinin 100 dükkanda
rakı satışı ve üretimiyle uğraştığını yazmaktadır. Evliya Çelebi
meyhanecilerden lanetlenmiş,günahkar diye
söz etmekte ve İstanbul'un her yerinde rakı içilen bu
meyhanelerin olduğunu, özellikle Samatya, Kumkapı,
Balıkpazarı, Unkapanı, Fener, Balat
ve Haliç'in iki yakasında olduklarını ve "Galata
deyince meyhanelerin akla geldiğini"
yazmaktadır.
Bugün
rakı içmek kendi geleneksel alışkanlığını ve kültürünü yaratmıştır.Rakı içerken
yanında mutlaka yer alacak mezeler vardır .Bunlardan "Beyaz Peynir" asıl
ve değişmez mezedir.Genellikle rakı, domates,salatalık ve marul salatası gibi
sebzelerden oluşan ve deniz mahsullerinden kalamar, karides ahtapot salatası gibi
soğuk mezelerle içilir.Aynı zamanda barbun, tekir,uskumru, lüfer, çinekop
gibi balıklar rakının yanında yer alabilecek favori
yiyeceklerdir.
Anason içermesi
nedeniyle rakı su katılınca rengi sütbeyaza dönüşür.Kaliteli rakının ölçüsü
renginin sütbeyaz olması, tatlıya yakın bir tadının olması ve boşalan bardağın
cidarlarından yağ gibi sızmasıdır. Rakı mutlak suretle üzerine su katılıp ve
sonra üzerine buz ilave edip,bardak doldurularak içilir. Bir rakı
masasında sudan önce bardağınıza buz koyarsanız azar işitebilirsiniz. Bunun
nedeni rakının içine buz konulmasıyla içindeki anason derhal buzun etrafına
toplanıp kristalleşir ve bu kristaller rakının tadını bozar.
Babakale ve çevresi "Balık ve Rakı Muhabbeti"
yapabileceğiniz bir çok imkana sahiptir.Her şeyden önce
Babakale denizleri şu an ülkemizin balık açısından en
verimli denizleridir. Dolayısıyla en taze,her zaman "ağlardan
az önce çıkmış" balığı en ucuza yiyebilirsiniz. Bu yerlerden
bazıları
Uran
Restoran, Karayel, gibi Babakale
içindekiler ayrıca yakınlardaki Akliman'da bulunan
Altınkum Motel Restoran ve
Kumbağlar'daki Reşat'ın Yeri
adlı şahane deniz manzaralı balık restoranlarıdır. Buna
benzer yerleri deneyimlerimiz oldukça ve tavsiye edilmeye
uygun buldukça sizlerle paylaşacağız.
Balık yemeye
gittiğiniz bu yerlerde ,masanıza servis açıldıktan sonra küçük bir çukur tabak
içinde yörede toplanmış kekikli, dilerseniz pul biberli, kendine has tadıyla Babakale Zeytinyağı'nı, rakınızı,buz ve suyu isteyip hemen
başlayın. Bu arada Ezine koyun peyniri,büyük bir salata,
pancar turşusu ve sirkeli közlenmiş biber ve tabi ki mutlaka
"Kalamar" gibi diğerleri
gelmeye başlar. İşte şenlik başlamıştır. Bir süre böyle devam
ettikten sonra mevsimine göre balık çeşitlerinden Lüfer, Çinekop, Uskumru,Kılıç,Çipura
veya Karagöz sipariş edebilirsiniz. Bu konuda tereddütünüz
varsa mutlaka işletmeciye sorun. Açık yüreklilikle size
lezzetli bir balık önerecektir. Biz size Eylül ve Şubat
ayları arasında denizlerin kralı,kömürde ızgara "Lüfer"'i
öneriyoruz. Hele birde akşam gün batarken terasta iseniz
hayatın tadına şimdi vardığınızın kanıtıdır ...Afiyet
olsun.. Şerefe..