Babakale'nin
içinde bulunduğu Troas bölgesinin en önemli dağ sırası olan ve konutlarımızın
terasından kuzeye doğru bakıldığında rahatlıkla seyredilebilen Kaz Dağları Türkiye'nin en fazla oksijen üreten bölgesidir. Kaz Dağına doğru bakacak olursanız nasıl
oksijen pompaladığını,
atmosferi nasıl temizlediğini çıplak gözle görebilirsiniz. Bunun nedeni, Kaz
Dağının konumundan kaynaklanıyor. Jeolojik, morfolojik, iklim, toprak yapısı ve
bütün bunlara bağlı olarak oluşmuş zengin bitki örtüsü... Bütün bunların
bir arada bulunması sonucunda çok büyük çaplı bir
oksijen üretme merkezi
yaratıyor.
Kaz Dağları, Biga Yarımadasının güneydoğusunda, esas ekseni
Ayvalık\Balya yönünde olan bir masiftir. Marmara Bölgesini güneybatıda Ege
Bölgesinden ayıran doğal sınırı oluşturan masif, Çanakkale ve Balıkesir il
sınırları içindeki Edremit Körfezinin kuzeyinde yükselen izole olmuş bir
morfolojik ünite teşkil eder.
|

Manastır Köprüsü |

Hasanboğuldu |
Kaz Dağları Biga
Yarımadasındaki en yüksek kütledir. Dağın zirveleri, Baba Dağ (1767m) Karataş
(1774m) Sarıkız (1726m) ve Kırklar(1710m) tepeleridir.
Hem deniz, hem de kara iklimi
birlikte hüküm sürmekte diğer taraftan Çanakkale
Boğazının yakın olması nedeniyle daimi bir hava akımı
oluşmaktadır. Hem poyraz rüzgarları hem de imbat
rüzgarları görülür. Kaz Dağları her türlü rüzgarın etkisini gösterdiği bir dağdır.
Rüzgar bir iklim faktörü olarak yüksek ve izole alanlarda orman sınırının
tayininde direkt etki göstermekte, diğer iklim parametrelerini yani sıcaklık,
yağış, nem, ışık ve benzeri oluşumları etkileyerek vejetasyon üzerinde baskın
olmaktadır.
|

Sütüven Şelalesi |

Bol pınarlı İda |

Şahinderesi Kanyonu |
Kaz Dağları, hem Avrupa-Sibirya
bölgesinin Öksin provensi ile hem de Doğu Akdeniz provensi arasında tam sınırda
bulunuyor. Yani iki farklı floristik bölgenin karşılaşma noktası. Üstelik, çok
eski, birinci zamana ait jeolojik oluşumuyla, toprak ve kayaların yapısını da
iklim koşullarıyla birleştirdiğiniz zaman ortaya özgün ve çok çeşitli bitkilerin
nasıl çıktığı çok daha iyi anlaşılıyor.
Kısaca,
izole bir kütle olan ve buzullaşma geçiren, zengin ve nadir bitkileri ile Kaz
Dağları bir tabiat abidesi... Doğanın böylesine cömert davrandığı Kaz Dağları
tarihi geçmişi açısından da çok zengin. Yazılı kaynaklara göre 5000 yıllık bir
geçmişe sahip. Bölgenin adı Misya.
Savaşçı bir
halk olan Misyalılar Trakya'dan gelen savaşçı bir kavim. M.Ö. 3000 yıllarında
Truvalılar'la birlikte bu bölgeye yerleşirler. Troia
Savaşları'nda Troialılar'la sırt sırta Helenler'e karşı savaşırlar.
|

Başdeğirmen:Antik Roma köprüsü |
|

Kaz Dağlarında yürüyüş |
|
Traklar'dan sonra sırasıyla Frigyalılar, Misyalılar, Lidyalılar, Ayonisliler,
İonyalılar ve son olarak da Persler gelip bu bölgeye
yerleşmişler.
Hristiyanlık dünyasının ünlü
şahsiyeti St Paul'un Misya'dan Truva'ya geçtiği
biliniyor. Bölge'ye 3 kez geldiği kutsal kitap İncil'de
geçer.
Perslerden sonra Makedonyalılar'ın
bölgeye gelmesiyle birlikte Helenistik etkiler görülmeye
başlanıyor. Daha sonra Romalılar ve Bizanslılar
da bu bölgeyi kontrolleri altına alıyorlar. Ve en son olarak bölge
Selçuklular ve Osmanlıların egemenliğine giriyor.
Böylesine köklü ve eski bir geçmişe sahip bu
bölgenin adı bir çok mitte yer alıyor. Örneğin, Yunan mitolojisinde belirtilen
ve dünyanın ilk güzellik yarışması olarak kabul edilen bu yarışmada güzellik
kraliçesini belirleyen kişi, Kazdağı
yani İda Dağı'nda çobanlık yapan Paris'tir.Daha
sonra bu olay ölümsüz epik şair Homeros'un İlyada'sına konu olacak ve yıllarca
sürecek olan Troia Savaşları'na neden olacaktır. |
Tanrılar tanrısı Zeus'un tanrıçaların en güzelini seçmesi için Athena, Afrodit ve Hera'yı
İda Dağı'nda çobanlık yapan Paris'e gönderdiği
anlatılır.
Mitoslara konu olan bu güzellik
yarışmasının hikayesini ise, Kaz Dağı'nda yaşayan köylülerin türkülerinde bugün
bulabiliyorsunuz. Hem de çeşitli versiyonlarını. Paris, en güzel tanrıça olarak
Afrodit'i seçer. Bizim türküler ise, üç güzeli öve öve bitiremez fakat, ''İlle
de Elif'' der.
Yörede yüzyıllarca dilden dile dolaşarak
günümüze ulaşmış
Sarıkız
Efsanesi Kaz Dağları'nda yaşanmıştır.
|

Küçükkuyu:Zeus Altarı |

3 güzel:Athena,Afrodit,Helena |

Altınoluk:Antandros Kazısı |
Dünya Bankası'nın maddi desteği
ile yürütülen ''Genetik Kaynakları Yerinde Koruma
Projesi''nin pilot bölgelerinden biri Kaz
Dağları'dır. 
Türkiye, dünyanın en önemli
gen kaynaklarından biri. Özellikle Kaz Dağları hem iklim, hem de jeolojik açıdan
bütün dünya ülkelerinin dikkatini yönelttiği, birinci derecede koruma altına
alınması gerektiğini saptadıkları bir bölge.
Dünya Bankası, ''In situ Conservation of Genetik Diversity in Turkey''
Türkiye'de Genetik Çeşitliliğin Yerinde Korunması Projesi için tam 5.1 milyon
dolar bağışlamış bulunuyor. Yedi yıllık bu projenin içinde Kaz Dağı pilot
bölgelerden biri ve tam yedi bölgeye ayrılıp türleri saptanan bitkiler tek tek
sınıflandırılmış. Bu projede Kalkım 4. bölge olarak belirtiliyor. Yani
madencilerin linyit çıkartmak için hafriyatı başlattıkları Koca Mezarlık da
koruma altına alınmış olan bu bölgenin içinde
kalıyor.
|

Güre:Tuzluyurt Yaylası |

Kazdağı Göknarları |
Ayrıca, Kaz Dağları'nın
bir bölgesinde böylesine zengin çeşitliliğe sahip
bitkiler bulunuyorsa, dağın tamamı zengin bitkilerle
çevrili demektir. Zaten İstanbul Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilimdalı Başkanı Prof. Dr. Neriman Özhatay şöyle
diyor;
Endemik olan bitkilere (Yayılışı sınırlı
olan tür) bir alanda görüldüğü zaman aynı koşullar içinde bulunan civar
alanlarda da rastlanması pek tabiidir. Aslında bu bitkilerin yayılışını dört
farklı mevsimde gidip izlemek gerekir. Kaz Dağında yetişen tıbbi ve ekonomik
değeri olan
endemik türlerin yok olmasıyla birlikte bu türün dünya üzerinden
silineceğini bilmelisiniz.
Kaz Dağı'ndaki endemik türler üç gurupta toplanmıştır.
1.Grup:
Kaz Dağları'nın endemik türleri. Bu türler dünyada sadece Kaz Dağı'nda
bulunmaktadır.
2.Grup: Kaz Dağları'nda yetişen
Türkiye'nin endemik türleri. Bu türler dünya üzerinde yalnızca Türkiye'de
yetişmektedir. Türkiye'de yetiştiği bölgelerden biri de Kaz
Dağı'dır.
3.Grup: Endemik olmayan ancak
Türkiye'de sadece Kaz Dağları'nda yetişen türler. Türkiye dışında da yayılışı
olan bu türlerin önemli özelliği Türkiye'de sadece Kaz Dağı'nda
bulunmalarıdır.
Böylece Kazdağları'nda doğal olarak
yetişen bitkilerin yüzlerce çeşitten oluştuğunu kabaca
anlayabiliyoruz.
Sadece Kazdağı'nda yetişen
bitkilerin başında Kazdağ Göknarı olarak bilinen doğal olarak yetişmiş çok
önemli bir göknar türü vardır ki, kayıtlarda ''Kesin olarak korunmaları
gerekir'' ibaresi bulunmaktadır. Bununla birlikte dünyada sadece ve sadece
Kazdağları'nda yetişen tam
21 çeşit bitki vardır.
Bunların arasında köylülerin Kazdağı adaçayı olarak bildikleri ve bilinçsizce
topladıkları ''Sideritis trojana), Jasione idea Stoj isimli çok yıllık bitki,
çiçekleri sarı renkli Centaurea odyssei, yabani soğan türü olan ve
temmuz-ağustos aylarında küçük pembe çiçekler açan allium kurtziamon küçük
soğanlı bir bitkidir.
Bilim dünyası için yeni
olarak isimlendirilecek, tıbbi değeri olan bir çakşır otu türü de keşfedilmiştir
ve dünyanın başka hiçbir yerinde
yetişmemektedir.
Beyaz çiçekli şakayık (Tombak)
Paeonia mascula, kırmızı şakayık (Tombak) paeonia peregrina, dağ lalesi anemone
blando, Kazdağ çiğdemi crows candidus ve daha bir çok şifalı bitkiyle donanmış
bir bölge...