Fotoğrafları
üstüne tıklayıp büyütebilirsiniz.
Batı
Anadolu'da Bakırçay'ın geçtiği
ovanın kuzeyinde kurulmuş eski uygarlık merkezlerinden biridir.
Denizden yüksekliği 60m. olup akropol 335 metrededir. Yapılan
kazılarda ele geçen seramik parçalarından burada arkaik dönemde bir
yerleşim olduğu anlaşılmaktadır.
Bergama kelime olarak sarp kayalık anlamına gelmektedir.Tarihte ilk kez Xenophon
"Onbinlerin Seferinde ( M.Ö. 400-399 )" geçer. Eski yazılı kaynaklar
Bergama'yı bir süre Pers Kralı adını Eritraili Gonylos'un
yönettiğini söyler. M.Ö.334 yılında Pers Krallığı ile birlikte
Bergama da Büyük İskender'in eline geçer. İskender'in ölümünden
sonra generallerinden biri olan Lysimachos bir seferi sırasında
buradan geçerken 9000 talentlik (1 talent 26 kilo altın)
hazinesini korumak için Bergama'nın komutanı olan Philetairos'a
bırakır. Lysimachos ölünce Philetairos bu parayı kullanarak Bergama
Krallığını kurar. Bergama 150 yıl boyunca Helenistik dönemin en
parlak merkezlerinden biri olur. (283-133)
Philetairos (M.Ö. 283- 263) krallığını Marmara kıyılarına kadar
genişletti. Yeğeni I.Eumenes (M.Ö.263- 241) eldeki toprakları
korudu ise de Galatlara karşı haraç ödemek zorunda kaldı. I. Eumenes'in oğlu I.Attolos (M.Ö.241-197) Galatlara karşı başarıyla
savaştı ve kral unvanını kullanmaya başladı. Attolos sanat ve
kültüre meraklı idi. Kentin ilk güzel yapıları onun zamanında inşa
edildi. II. Eumenes (M.Ö. 197-159) Roma ile kurduğu yakın
ilişkilerle Bergama krallığını Helenistik dönemin en güçlü
devletlerinden biri haline getirdi. Dönem boyunca Bergama, eski
dünyanın başta gelen kültür merkezleri arasında yer alıyordu. Kentin
çok zengin bir kütüphanesi vardı. Akropoldeki en önemli ve en güzel
yapılır II. Eumenes tarafından inşa ettirildi. Bu dönemde Bergama
mimarlık ve heykeltıraşlık konusunda Helenistik dönemin önderi. II.
Eumenes'in kardeşi II.Attalos (M.Ö. 159-138) ve onuda oğlu
III.Attalos (M.Ö.138-133) izledi. III.Attalos ölümünden önce bir
vasiyet ile Bergama Krallığını Roma İmparatorluğuna bağışladı.
Bergama
Roma cağında da önemli bir merkez oldu. Kent Hristiyanlık
döneminde bir piskoposluk merkezi olmuştur. İncil'de sözü edilen
yedi kiliseden biri burada bulunuyordu. Bizans çağında kent yeni bir
surla çevrildi ve bu surların yapılmasında Helenistik ve Roma
kalıntılarındaki taş bloklar, heykeller ve kabartmalar kullanıldı.
M.S 716'da bir süre Araplar tarafından işgal edilen kent 1330
yılında Türklerin eline geçti.
AKROPOLİS
Yukarı kent anlamına gelen
Akropoliste üç ayrı
yerleşme görülür. Akropolün en yüksek ve korunaklı yerinde kral
sarayları, tapınaklar ve su sarnıçları bulunmakta olup burada kral
ailesi, kentin ileri gelenleri, aydınları, din
adamları ve
komutanları oturmaktaydı. Orta kentte ise tapınaklar, gymnasiumlar,
temenoslar bulunmaktaydı. Aşağı kent ise halkın pazar alışverişi
yaptığı bir yerleşme yeri idi.
Bergama antik kentinde araştırma ve kazılar
1874 yılında başlamıştır. Alman Mühendis Carl Humann antik parçalar
bulmuş, 1878'de Alman Arkeoloji Enstitüsü kazılara başlamıştır.
İsteği üzerine Carl Humann ölümünden sonra Akropolis'te
gömülmüştür.1927'ye kadar süren kazılarda Akropolis ortaya
çıkarılmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü, Wolfgang Radt
başkanlığında kazı ve onarımlar sürmektedir. Akropolis'te yer alan
başlıca yapılar:
HEROON
Özellikle Attalos I ve Eumenes II gibi önemli krallara gösterilen
saygı ve onların tanrılara yaklaştığı inancı ile yapılan krallar
kültünün kutsal yapısı üst esas kalenin kapısı önünde sütunlu bir
avlu etrafında büyük bir yapı halinde inşa edilmiştir. Son şeklini
Roma İmparatorluk Çağı'nda alan kare şeklindeki kült odasının arka
duvarına bir podyum yerleştirilmiştir. Sütunlarla bezeli kule
şeklindeki üst yapısı üst kat görünümündedir. Heroon'un batıdaki
yoldan iki girişi vardır ve iç avluya uzun koridorlardan ulaşılır.
Çevredeki evler gibi Heroon'un da kendine özel sarnıcı vardır.

KRAL SARAYLARI
Hellenistik Çağ Bergama krallarının oturdukları saraylar ve
bunlara bağlı yapılar kalenin doğu duvarı boyunca sıralanmıştır. Üst
yapısı gösterişli olmayan sarayların planları peristyl'li ev
tipindedir (Odalar sütunlu bir avlu çevresindedir.). Yazılı bir
belge ele geçmemiş, genel buluntulara göre bu yapılar kral adları
ile ilişkilendirilmiştir. En kuzeydeki sülalenin kurucusu olan
Philetairos'un (M.Ö.281-263) yapı grubu daha sonra kalede görevli
askerler için kışla olarak değiştirilmiştir. Diğer yapı grupları
kuzeyden güneye doğru Attalos I (241-197), Eumenes II (197-159) ve
Attalos II (159-138) adlı krallara ait olarak tanımlanır. Saraylara
ait iki sarnıçtan en büyük yapıya ait olanı kale yolu üzerinde
görülür. Bu sarayın gösterişli bir girişi vardır. Kale kapısının
arkasındaki meydandan açık bir merdiven ile buraya gelinir. Aynı
meydandan, Athena Kutsal Alanı'nın girişinin karşısında, kalenin
güneydoğu köşesindeki yapı grubuna geçilebilirdi.
ARSENAL
M.Ö. III ve II. yüzyıllarda, özellikle korunmuş, Bergama
Kalesi'nin en dıştaki alanda kuzey güney doğrultusunda uzanan beş
magazin yapısı kurulmuştur. Burada bulunan ve bugün aşağı agorada
korunan 13 farklı çapta 900 gülle mancınık biçiminde sapanlar ile
atılırdı. Eski çağda da gülleler magazinler dışında depolanır,
magazinlerde özellikle çabuk bozulan erzak ve tahıl saklanırdı.
Üzerindeki ağırlığı taşıyabilmek için ızgara biçiminde birbirine
yakın duvarlar halinde inşa edilen temellerde etkin havalandırma
için yarıklar bulunuyordu. Çatıları kiremitle örtülü büyük ahşap
galerilerden oluşan asıl magazinlerde yiyecek dışında kalede kalan
savaş araçları da saklanırdı. Arsenal'in güneydoğusundaki kral
birliklerinin büyük kışlasının 32 taş sırasına kadar ayakta
kalabilmiş kuzeydoğu duvarı Hellenistik Çağ tahkimatının en iyi
durumda kalmış parçasıdır.
SU YOLLARI
II.yy Roma İmparatorluk çağı'na ait olduğu düşünülen su yolları
Arsenal alanının kuzey ucundan görülebilir. M.Ö. II.yy'da yapılan
krallık zamanı su yolları 50-75cm uzunluğundaki 240 bin kadar toprak
künkten oluşur. Kuzeyde Madra Dağı'ndan yaklaşık 45km aşarak üç yol
halinde gelen su yolları Bergama'daki kale tepesinin karşısındaki
bir tepe üzerindeki su haznesine uzanır. Buradan da toprak altına
döşenmiş büyük taşlardaki deliklerden geçirilen yüksek basınçlı su
yolu kurşun borularla üç vadi ve iki alçak tepeyi aşarak kuzey
taraflarından Bergama Kalesi'ne ulaşmaktaydı.
ZEUS SUNAĞI

Sunak M.Ö. 180-160 yılları arasında Galatlara
karşı zafer kazandırdığı için Zeus adına yapılmıştır. 69x77 metre
ölçülerinde olan sunağın dört bir yanı açık ve anıt her yerden
rahatlıkla görülebiliyordu. Akropolis'in bu önemli ve en büyük
yapısı Eumenes II tarafından inşa edilmişti. Sunağın mimari
parçaları ve tüm kabartmaları 1871 yılında Alman mühendis Carl
Humann tarafından bulunmuştur. Ele geçen parçalarla sunak Berlin
Müzesinde orijinaline uygun bir şekilde tamamlanarak ayağa
kaldırılmıştır. Bugün sunağın yerinde maalesef sadece podyumu
görülmektedir. Sunak üç katlı bir podyum üzerinde yükselir. En altta
metrelik bir podyumda bulunur ve 36.50x34.20 metre ölçüsünde 5
basamaklı bir krepis, onun üzerinde de at nalı şeklinde üç kademeli
asıl yapı kısmı yükselir. Bunun alt katını bir podyum, orta katını
kabartmalı friz ve üst katını sütunlar oluşturuyordu. 120 metre
uzunluğunda 2.30m. yüksekliğindeki friz üzerinde kabartma halinde
Tanrılarla, Gigantların savaşları anlatılmaktadır.
AGORA
Akropolis'in güney ucunda Zeus Sunağının hemen altında Yukarı
Agora bulunur. Agora dor düzeninde andezitten bir stoa ile çevrili
idi. Stoalar Bergama'da adet olduğu üzere, tek katlı ön kısımları
sütunlu salonlar halinde, üç katlı arka ve yan yüzler ise düz duvar
şeklinde inşa edilmişlerdi; arka ve yan yüzlerin alt katlarında
kapılar ve her iki üst katlarda da pencereler vardı. İki alt katta
odalar ve depolar bulunuyordu. Agoranın sunağı meydanın
batısındaydı.12mx6m ölçülerindeki bu tapınağın bugün yalnızca
temelleri görünmektedir.
Aşağı Agora II.Eumenes zamanında kentin genişletilmesi sırasında
yapılmıştır.
TİYATRO
Dik bir yamaç üzerine kurulmuş, Hellenistik
dönemin en etkileyeci mimari eseridir. 10.000 kişilik tiyatro,
II.Eumenes döneminde yapılmıştır. Tiyatro terasına, güneyde yar alan
üç kemerli kapıdan girilir. Sağında ve solunda dor düzeninde
galeriler yer alır. Antik çağın en dik tiyatrolarından biridir.
Sahne kısmı Hellenistik dönemde ahşaptı ve yalnız oyun günleri
kuruluyor, sonra yeniden kaldırılıyordu. Sahne kısmının takılıp
sökülen bir ahşap yapı oluşu, Bergama'da birkaç nedene dayanıyordu.
Hellenistik dönemde mimari yapılar, doğa ile kaynaşarak uyum
sağlıyorlardı. Tiyatroda yer alanlar dışarı ile olan ilişkilerini
kesmek istemiyorlar, oturdukları yerden kenti ve ovayı seyretmeye
önem veriyorlardı.
DİONYSOS TAPINAĞI
İon düzeninde yapılmış olan tapınak, sunağı ile birlikte çok iyi
korunmuş zengin profilli bir podyum üzerinde yükselmektedir. M.Ö.244
de yapılan tapınak, Roma çağında gelişen yeni bir mimari anlayış
doğrultusunda yapılmıştır. Caracalla döneminde (M.S.211-217) büyük
ölçüde mermer olarak yenilenmiştir. Daha sonra burada Caracalla'ya
"Yeni Dionysos" olarak tapınılmıştır.
DEMETER TEMENOSU (KUTSAL ALANI)
Demeter kutsal alanı yaklaşık 100x50 metre ölçüsünde büyük bir
dikdörtgen teras üzerinde yer almaktadır. Bulunan yazıtlarda
tapınağın Philetairos ve kardeşi Eumenes tarafından anneleri Boa
için yaptırıldığı belirtilmektedir.Bugünkü kalıntıları Roma Çağı'na
denk gelmektedir. Demeter kültünün gereklerinden olan bir çeşme ve
kurban çukuru bulunmaktadır.
BERGAMA KÜTÜPHANESİ
Kuzey stoaların doğu tarafına bitişik olan yapı, ünlü
kütüphanedir. Bergama kütüphanesi, II.Eumenes zamanında yapılmıştır.
Kütüphanenin okuma salonu, doğu bölümünde bulunan ayak, bir oda idi.
Rafların duvara dayanmadan durmaları için boşluklar kullanılmıştır.
Bu önlem kitapların rutubetten korunması için alınmıştır. Bu salonda
binlerce el yazmasının bulunduğunu gösteren bulgular vardır. El
yazmaları, büyük ölçüde şaplanmış derilerden meydana geliyordu.
Bugünkü kitaplar şeklinde ya da katlanmış halde raflara dikine
konuluyordu. Eski yazarlarca Bergama kütüphanesinde 200.000 cilt
bulunduğu bildirildiğine göre geri kalan yazmaların öteki üç odada
ve daha başka yerlerde olduğu düşünülmektedir. Okuma salonu olarak
kullanılan bu büyük odanın tavanı ahşap ve semerdam şeklinde idi.
Yan duvarların üst kısmında açılmış olan pencerelerden ışık
alıyordu. Kütüphanenin arkasında büyükçe bir evin kalıntılarına
rastlanmaktadır. Akropol'ün bugün kullanılan yolu bu evin ortasından
geçmektedir. Batıdaki basamak günümüzde yapılmıştır.
GYMNASİONLAR
Yazıtlardan alınan bilgilere göre, alttaki terasın çocuklara
(Paides) ortadaki terasın delikanlılara (Epheboi), üstteki terasın
gençlere (Neoi) ayrıldığı bilinmektedir. Üç Gymnasion da M.Ö. 344 de
inşa edilmiştir.
ROMA KENTİ
Bergama Çayı ile Asklepion arasında kalan bölgede Roma çağı
yerleşmesine ait 50.000 kişilik amphitiyatro Bergama Çayı üzerinde
kurulmuştur. Ayrıca Bergama'da Hellenistik ve Roma dönemlerine ait
tümülüsler vardır.
TRAJAN TAPINAĞI
Trajan tapınağı, 68x58 metre
büyüklüğünde bir teras üzerinde yükselmektedir. Bu düzlük akropolün
en yüksek yeridir. Daha önce burada bir Hellenistik dönem yapısının
bulunduğu şüphesizdir. Tapınak yaptırılacağı zaman bu yer, Roma
çağında adet olduğu üzere kemer ve tonoz şeklindeki alt yapılarla
bir düzlük haline getirilmiş, tapınak onun üserine inşa edilmiştir.
Tapınağın üç tarafı stoalarla çevrilmiştir. Tapınağın uzun kenarında
9, kısa kenarında ise 6 adet korinth düzeninde sütun vardır.
Tapınağın, Temenos'un tam ortasında yer alması Roma sanatının
etkisini göstermesi bakımından önemlidir. Tapınağı Hadrian, selefi
Trajan için yaptırmıştır. Burada her iki imparatora da tapınıldığı
anlaşılmıştır. Çünkü tapınağın içinde Trajan'ın ve Hadrian'ın
kolosal mermer heykellerinin başları bulunmuştur. Söz konusu eserler
günümüzde Berlin Müzesi'ndedir.
ASKLEPİON
Bergama Asklepion'u
Eskiçağ'da Epidauros ve Kos'taki örneklerin yanında yer alacak
önemde idi. Pausanias'a göre Bergama'da ilk Asklepios Tapınağı
M.Ö.4. yüzyılın ilk yarısında kurulmuştur. Yapılan kazılarda da
kutsal yerin M.Ö.4.yüzyıldan beri var olduğu ve Hellenistik Dönemde
geliştiği saptanmıştır ve en parlak dönemini M.S.2. y.y'da
yaşamıştır.

Sağlık ve hekimlik tanrısı olarak bilinen Asklepios, Apollo'nun
oğullarından biridir. Asklepios'un yeri anlamına gelen Aesklepion'a
820m. uzunluğunda sütunlu bir yol ile ulaşılıyordu. Asklepion üç
tarafı stoalarla ve doğu yanı çeşitli yapılarla çevrili
110m.x130m.ölçüsünde açık bir alandır. Propyl.onun iç kapısından
inilince sağ kolda günümüze değin ancak alt kısmı korunmuş dörtgen
bir yapı, imparator salonu aynı zamanda kütüphane olarak
kullanılmıştır. Salonun döşemesi çeşitli renkte mermerler ile kaplı,
çatısı ahşaptı. Duvarlarında raflar vardı. Kuzey kolonad çok iyi
korunmuş durumdadır. Yapı ion düzenindedir. Stoa'nın arka duvarı
zengin mermer levhalarla kaplıdır. Asklepion Tiyatrosu 3.500
kişiliktir. Yarım daire seklinde olup üst oturma sırası ion
düzeninde alçak bir galeri ile çevreleniyordu. Ortadan aşağıda ilk
üç sıra önemli kişilere ayrılmıştı. Sahnesi üç katlı idi.
Asklepios'un tapınma ve iyileştirme iyileştirme gibi yapılarına
bakıldığında burada Galenos gibi büyük hekimler yaşamış ve ders
vermiştir. Asklepion'da genellikle telkin ve fizyoterapinin bugün
hala kullanılan yöntemleri uygulanmakta idi. Buradaki tedavi
şekilleri arasında şifalı su, çamur kürü, spor, tiyatro, psikoterapi
yer almaktadır. Bu alanda 3500 kişilik bir tiyatro ile kütüphane
bulunmakta, restorasyonu yapılan tiyatroda her yıl Bergama kermesi
yapılmaktadır. Girişte solda bulunan yapı Asklepios tapınağıdır.
Sağlık tanrısı adına M.S. 150 yıllarında bağışlarla yapılan tapınak
bir kubbe ile örtülü ve duvarları 3 m. kalınlığındadır. İçi renkli
mermer mozaiklerle dekore edilmiştir. Üç tarafı galerilerle çevrili
Asklepios alanın ortasında kutsal kaynak yanından tedavi binasına
doğru tonozlu ve 80 m. uzunluğunda bir geçit bulunur. Bu geçitten
tıbbi tedaviler için ayrılmış daire şeklindeki yapıya geçilirdi.
Geçitte su sesi ve telkinlerden faydalanarak hastaların iyileşmesi
sağlanırdı. Tedavi binasının içinde 6 adet apsis vardı.
SERAPİS TAPINAĞI

Tapınak Hadrianus zamanında
yapılmıştır (M.S.244). kırmızı tuğlalarla inşa edilmesinden dolalı
halkın Kızıl Avlu olarak adlandırdığı, Mısır Tanrısı Serapis'e
adanmış olan bir tapınaktır. Tapınak öndeki büyük avlu ile birlikte
260mx10'lik bir alanı kaplamaktadır. Üç nefli ve apsisli bazilika
biçimli bir yapıdır. Tapınakta Mısır heykeltraşlık sanatını yansıtan
heykeller bulunmuştur. Tapınak kuleli iki yapı ile bir avluya
açılmaktadır. Bu kulelerden biri Osmanlı Döneminde hapishane olarak,
diğeri camii olarak kullanılmıştır. Burası hale camii olarak hizmet
vermektedir.
Tapınak Roma çağının en yüksek tuğla yapısıdır. Burada kullanılın
tuğlalar Bakırçay (Kaikos) kıyılarındaki tuğla ocaklarından yani 15
km. uzaktan elden ele taşınarak getirilmiştir.
Binanın girişindeki mermer blok bu
yöredeki en büyük bloktur. Tapınağın tabanı mermerle kaplı idi.
Bakırçay yapının altından iki kol halinde akar. Ana yapı
Bizans çağında özellikle apsis kısmında yapılan büyük
değişikliklerle kiliseye çevrilmiş ve Havari John'a sunulmuştur.
Kutsal kitapta adı geçen yedi kiliseden biridir. 8.yy'da Araplar
tarafından tahrip edilmiştir.
ARKEOLOJİ MÜZESİ
Bergama Arkeoloji Müzesi,
ilk olarak 1924 yılında Bergama Akropolü'nde, müze deposu olarak
kurulmuş, 1936 yılında yeni binasında ziyarete açılmıştır. Müze, bir
iç avlunun etrafını çeviren iki sundurmadan ve iki salondan
ibarettir.

Müzede Erken Tunç Döneminden Bizans Dönemine kadar değişik
dönemlere ait arkeolojik eserler sergilenmektedir. Civardaki antik
yerleşimlerden çıkan buluntular içinde Pergamon heykeltraşlık
ekolüne ait örnekler, Pitane ve Gryneion'dan gelen Arkaik Dönem
buluntuları, Myrina terracottaları dikkat çekmektedir. Yine Bergama
Akropolü'nden getirilen Hellenistik devir mermer heykelleri, mimarî
parçalar, kabartmalar, vitrinlerde de pişmiş topraktan heykelcikler,
çanak çömlek ve parçalan, cam eşyalar, kandiller, paralar ve daha
başka küçük eserler sergilenmektedir.
Etnografya bölümünde ise bölgeye ait halı, kilim (Yuntdağı,
Yağcıbedir, Kozak Bergama dokumaları), kumaş dokuma örnekleri, el
işlemelerinin yanı sıra Anadolu'nun diğer yörelerine ait el
sanatları da sergilenmektedir.
Daha fazla fotoğraf için tıklayınız>>>