| |
|
Hakkı Çavuş'un
Mercanları
|
|
|
Hakkı Çavuş(Şengören) okulun önünde yanıma geldi.
- Öğretmen akşam balıklar benden. Şimdi mercan tutmaya gidiyorum.Akşam üzeri
getireceğim.
Hakkı Çavuş çok konuşkan, espirili bir kişiliğe sahip biridir.
Onun bu sözü
üzerine ayak üstü bir olayı anlattım.
-Hakkı Çavuş, ben Büyükhusun köyü imamı değilim.
Benim ilk görev yerim 1949 Büyükhusun köyüdür. Muhtarımız Mustafa idi.
Vakti hali yerinde,köyün
zenginlerindendi. Köyün imamı köy halkının sırasıyla çıkardıkları sofrada karnını
doyuruyordu. Mustafa akşam üzeri imama "akşama bendesin" diyor.
Yanından gidiyor.
Akşam oluyor. İmamın yemeğini sırası gelen evden getiriyorlar.
Fakat imam gelen
yemeği geri çeviriyor. Muhtarın zengin sofrasını düşlemektedir.
Geç vakit
oluyor. Muhtarın daveti gelmiyor. Geç vakit köyün ileri gelenlerinden Hasan
Efendi'ye sesleniyor. "Evde kimse var mı?" Hasan Efendi hemen durumu merak
ediyor. "Var tabi, olmaz olur mu? Sakın karnın aç olmasın.
Sana yemek
getirmediler mi?"
-Getirdiler,ben geri çevirdim. Muhtarın davetini anlatmış.
-Hocam bizim Mustafa seni atlatmış. Sen bekle.
Ben şimdi hemen birşeyler alır
gelirim. Gece imamın karnını doyurmuş. Bu olayı Hasan Efendi'den dinledim.
-Ben Büyükhusun köyü imamı değilim.
Dedim
Akşam güneş batarken Hakkı Çavuş elinde mercan balıklarıyla okula geldi.
-Osman Bey ben de Büyükhusun köyü muhtarı değilim. Bana Hakkı Çavuş
derler. Mercanları kendiniz pişirebilir misiniz?
Yoksa pişirtip öyle
getireyim. Dedi. Bayan öğretmen:
-Ben evde pişiririm. Diye karşılık verdi.
Kendisine çok teşekkür ettik. Akşam yemeğinde Hakkı Şengören'in mercanları ile
karnımızı doyurduk.
Hakkı Çavuş'un espirisi yaşantımıza ayrı bir renk kattı.
Osman EKİN
GERİ
