Eski Kaptan Haydar Karayel

   

             1976 yılında isteğim dışında Ayvacık, Bakale Köyü İlkokulu'na gönderildim. Oraya vardığımda Jandarma karakolunda Adanalı Mehmet Çavuş görev yapıyordu. Karakolda astsubay yada başka bir görevli yoktu.Karakolun her ihtiyacından o sorumluydu.Bir gün bana çok özel ve gizli bir işimiz olduğunu söyledi. Senin yardımına ihtiyacımız var.Yalnız bu konuşmamızı kimse duymasın. Aramızda kalsın.Deyip sohbetimize devam ettik. Konuşmanın sonunu merakla beklemeye başladım.

             -Benim yapabileceğim bir işse yardımcı olmaya çalışırım.

             -Biliyorsun kalenin üzerinde gözetleme yerimiz var. Bizi denetlemeye geldikleri zaman karşımızda görünen Midilli'nin uzaklığını, görünen yerleşim yerlerinin adlarını, uzaklıklarını sorarlar.  Ben bunların hiçbirini bilmediğim gibi, burada gözetleme yapan arkadaşlara da öğretemiyorum. Bunların adlarını, uzaklıklarını gösteren bir krokiye ihtiyacım var. Baba lütfen hazırlar mısın?

              -Mehmet Çavuş ben de buraya yeni geldim. Bilmiyorum. Öğrenip yapmaya çalışayım.

              -Denetime gelmeden önce hazırlarsanız çok memnun olacağım. Askerlikte bilmiyorum, yapmadım olmaz. Görev istenir.

              Kahvelerde sohbet ederken karşıki sahilleri, belli başlı noktaların adlarını merak ettiğimi söyledim. Burada senin merak ettiklerini eski kaptanlardan Haydar Karayel en iyi bilenlerdendir. Ona sorarsan en doğru cevabı alırsın. Dediler.

              Haydar Karayel denilen kahvecilik yapıyordu. Yaşlandığı için artık denize çıkmıyordu. Bir akşam üzeri kahvesine gittim. Kendisine köye yeni geldiğimi, karşıda görünen yerleri merak ettiğimi, öbür kahvede bunları en iyi senin bildiğini söylediler. Hatta yalnız denizden değil, oradaki yerleşim yerlerini de bilir. Dediler.

             -Biz eskiden gelinlik kızlarımızın çeyizini bile Molva'dan (Molivos, Babakale'nin karşısında Midilli şehri) alırdık. Midilli buraya 9 mildir. Şu karşıki burunun adı, camları parlayan yerin adı şudur. Biz onlara giderdik, onlar bize gelirlerdi. Dedi.

              Kaptan bunları anlatırken ben de bir taraftan elimdeki sigara paketine not alıyordum. Fakat bunları şemalaştıracak el becerim yoktu. Bu bilgileri topladıktan sonra Şaziment öğretmene bunları açıkladım. Senin resim yapma, çizgi becerin çok iyi,bu işi yapalım dedim. Şaziment'in yapmış olduğu krokiyi Mehmet Çavuş'a verdim. O kaledeki gözetleme kulübesine çerçeveleyip asmış.

               Emekli olup yıllar sonra gittiğimde şema yerinde asılı duruyordu.

          Osman EKİN

   GERİ

 

Copyright  2002-2006
Urungu Erdal Özer